AKP'nin şantiyelerine karşı çoğulcu bir kent düşü

Please download to get full document.

View again

All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Transcript
  1   AKP’NİN ŞANTİYELERİNE KARŞI ÇOĞULCU BİR KENT DÜŞÜ   Murat Cemal YALÇINTAN Gezi, kentsel bir meselenin ısrarlı  takibi sonucu başladı . B öylesine yaygın bir etki yaratabileceğini muhtemelen kimse beklemiyordu. Zaten, Gezi Parkı’nın sembolik ve   tetikleyici etkisinin olduğu ve aslen Gezi’nin çok farklı konularda birikmiş meselelerin bir  patlaması olduğu yaygın kanaat haline geldi. Yine de, gerek Gezi’nin kalkış aşamasındaki sloganlar, duvar yazıları ve sosyal medya  paylaşımları gerekse ikinci aşama diyebileceğimiz forumlar sürecinde giderek arta n kentsel meselelere ilişkin mücadele pratikleri 1 , insanların yaşam biçimleriyle birlikte bu   yaşam  biçimlerinin sahneleri olan   yaşama alanlarına da tutkuyla sahip çıkacaklarına işaret ediyor. Sosyal medya ve forum pratiklerinin birbirine eklenmesi kentsel meselelerin gündemde kalmasını , karar süreçlerine sürekli bir baskı oluşmasını ve iktidarın da çok daha dikkatli adımlar atmasını  beraberinde getiriyor  2 . Kısaca, süreç, yaşama alanlarımızın gündemimizde ol acağı, yerel siyasetin şenleneceği bir dönem sinyali veriyor  . Gezi’nin önündeki mücadele alanlarından birisi kentsel meseleler olacak ise , bu nları   gündemimize sokan son dönemdeki dönüşüm süreçlerinin 3   ve bu süreçlerin arkasındaki nedenlerin farkında olma k ve  bunları tartışmaya açma k gerekir. Tek tek gündemimize  giren kentsel meselelerin her biri kent bütününde yaşanan radikal dönüşümün küçüklü büyüklü  parçalarını oluşturur. K  ent bütünündeki dönüşümün aslen iktidarın yaslandığı ekonomi -  politiğin bir sonucu olduğu anlaşılmadığı sürece, tek tek projeler bazında sürdürülen tartışmalar konuyla ilgili çeşitli uzmanlıkların sınırları içerisinde kalacağından hiçbir zaman sahici alternatifleri üretemeyecek  , b ütün üzerinde etkili olamayacak   ve zaman zaman elde edilen mevzi kazanımlarından –ki her biri tek tek çok kıymetlidir  - öteye gidemeyecektir.   İstanbul Dönüşüm Coğrafyası   İstanbul’da yaşayan insanlar, İstanbul dönüşüm coğrafyasının mekândaki yayılımını, 1990’lardan başlayarak ama aslen 2000 yılından itibaren, kişisel gözlemler ve kamuoyundaki 1   Üçüncü köprü için gerçekleştirilen bisiklet eylemleri, Yedikule Bostanları için oluşturulan baskı bu çerçevede ilk akla gelen örnekler.   2   İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının, İstanbul’a bir Central Park yapılacağına ve parkın içinde neler olacağına park forumlarında karar verileceğine ilişkin öncesinde benzeri olmayan açıklamaları, bu baskının doğrudan bir sonucu olarak görülmeli . 3   Bu metin boyunca dönüşüm, yoksul mahallelere yönelik kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinden ibaret değil, bunlara ilaveten, yaşam alanlarımızı sarıp sarmalayan ve radikal değişmelere neden olan kapalı konut siteleri, TOKİ konutları, alışveriş merkezleri, rezidanslar, yeniden işlevlendirilen sanayi alanları, büyük ulaşım  projeleri ve çılgın projeler    gibi bütün projelere atıfla kullanılmıştır.    2   tartışmalardan izliyor. Bu dönüşümün planlı olduğunu söyleyemeyiz. Her ne kadar 2000’lerin ortasında başlayan ve 2009 yılında onaylanan İstanbul Çevre Düzeni Planı çok önemli dönüşüm kararlarına sahipse de bunu oldukça geç kalmış bir yönlendirici gayret olarak değerlendirmek mümkün. Yaşadığımız dönüşüm sürecinde, plandan daha önemli ve öncelikli olanın, kamu ve/veya özel sektör tarafından gerçekleştirilen ve sermaye birikimine ihtiyaç duyan büyük yatırımlar olduğu görülüyor. Planlama süreçlerine ilişkin detaya girmeksizin birkaç noktanın altını çizmek önemli, çünkü 2009 yılında onaylanan İstanbul Çevre Düzeni Planının uygulanması halinde bugünkünden daha kapsamlı ama biraz daha planlı dönüşüm süreçleri yaşayacağız. İstanbul için farklı yerel ve merkezi iktidarlar tarafından hazırlanmış bütüncül planlardan 1994, 1995 ve 2009  planlarının tamamının ortak hedefi küreselleşme ve   küresel ekonomiyle entegrasyon.  Bu hedef, iktisadi anlamda köklü bir dönüşüme karşılık geliyor. Bu kapsam da, sanayinin desantralizasyonu ve yerine ileri teknoloji sanayi, bilişim, Ar  - Ge merkezlerinin kurulması, loji stik sektörünün güçlendirilmesi ve  yeni merkez kararları  var; küresel ekonominin  belirleyicilerinden sayılan finans, sigortacılık ve gayrimenkul sektörlerine ve küresel ekonomiyle giderek artan öneme sahip olan üretici hizmetlerine 4   yönelik ciddi bir yönelim öngörülüyor ve bunlara yönelik ulaşım ve iletişim altyapısı kuruluyor. Plan, b u sektörel dönüşüm süreçleri için, çeşitli geçiş mekanizmaları, programlar, teşvikler de geliştiriy or. Plandan önce gerçekleşmeye başlamış olan    bu iktisadi dönüşüm süreçlerinin, mekânda da, bir süredir gözlenmekte olan karşılıkları var  5 . Ancak mekânsal dönüşüm, tam da kendisiyle ilişkili ve çoğu zaman kendisini önceleye n iktisadi dönüşümlerde olduğu gibi, bütüncül planlardansa piyasalara bağlı büyük yatırımlar/projeler üzerinden parçalar halinde ilerleyen bir sürece karşılık geliyor. Bu yatırımlar/projeler, bütüncül planların küreselleşme hedefiyle örtüşüyor olsalar da, sayıca öngörülenden çok daha fazlalar, yer seçimleri ve sayısal hedefler çerçevesinde de çoğunlukla  planlara rağmen  ya da  planları değiştirerek    gerçekleşiyor  lar. Tabii  bu arada planla öngörülen ve toplumsal ve ekonomik uyumu arttırıcı geçiş mekanizmaları ve programları da atlanıyor. Bu projelerin içinde r  ezidanslar, kapalı siteler, AVM’ler, ofis yapıları, prestij projeleri, ulaşım  projeleri ve Başbakanın çılgın projeler  i ilk akla gelenler… G erçekleştikleri bölge lerde çoğu 4   Hem FIRE hem de üretici hizmet sektörleri için detaylı bilgi için bkz.; Sassen, S. (1991) The Global City; New York, London, Tokyo. New Jersey, Princeton University Press ve Sassen, S. (1994) Cities in a World Economy. California, Pine Forge Press. 5   Küresel ekonomin reçetesi olarak sunulan sektörler ve bu sektörlerin mekanda buldukları karşılıkları toparlayıcı bir tablo için bkz.; Yalçıntan, M.C. (2005) Globalization, Politics and Planning Decisions: A Case Study of Koç Unıversity in İstanbul, PhD Thesis, LSE, London, s. 119 .  3   zaman tetikleyici rol oynuyorlar ve beraberlerinde ciddi dönüşüm süreçleri getiriyorlar. Son yıllarda, büyük projelerin yoksul mahallelerine yönelik kentsel dönüşüm/yenileme projeleri ile birlikte ya da  birbirini takiben geliştirildiklerini de gözlüyoruz 6 . İstanbul Dönüşüm Coğrafyasının boyutlarını ve yaygınlığını görselleştirmeyi, sonra da saha çalışmalarıyla dönüşümün etkilerini belirlemeyi hedefleyen bir dizi araştırma yürütüyoruz 7 . Bu kapsamda hazırladığımız   İstanbul Dönüşüm Coğrafyası haritasında, yukarıda sayılan  büyük projelere ilaveten, metropoliten planla öngörülen dönüşüm etkisi yaratacak kararlar, gerçekleşmiş kentsel dönüşüm ve yenileme alanları ; merkezdeki tarihi alanlarda ve gecekondu  bölgelerinde potansiyel kentsel dönüşüm/yenileme bölgeleri; sanayinin desantralizasyonu sonucu boşalacak potansiyel dönüşüm alanları ve nihayet, dönüşüm sürecinde ve özellikle çılgın projeler sonrasında ciddi yapılaşma tehdidi altında olan, orman, su havza sı ve doğal sit alanı gibi koruma alanları var. Bu haritanın içinde koruma alanları var çünkü daha önce saydığımız 3 metropoliten planın küreselleşme gibi ortak hedeflerinden  birisi de kuzey İstanbul’un ormanlarının ve su havzalarının korunması; ancak İstanbul’da yaşanan hızlı dönüşüm önüne çıkan doğal ve yasal bütün engelleri yıkarak ilerliyor  . 6   Olimpiyat Parkı projesinin hemen ardından geliştirilen   Ayazma Kentsel Dönüşüm projesi  bu konudaki en çarpıcı örneklerden birisi olarak sunulabilir.   7   Bahsi geçen proje ler sırasıyla; MSGSÜ BAP kapsamında hazırlanıp 2010 yılında tamamlanmış olan “İstanbul’un Kentsel Dönüşüm Haritası ve Gecekondu Mahallelerinde Geliştirilen Kentsel Dönüşüm Projeleri”  başlıklı proje ile 2011 yılında başlamış ve halen sürmekte olan “Sarıyer Gecekondu Mahalleleri Örneğinde Kentsel Dönüşüm Süreçleri ve Bu Süreçlerin Sosyo - Ekonomik ve Fiziki Etkileri” başlık   ve 110K404 no’lu   TÜBİTAK projesidir. Bu vesileyle,  bu projelerde ve BirUmut Derneği ile Dayanışmacı Atölye’de yaklaşık 10 yıldır gönüllü olarak sürdürülen ve    bütün bu araştırmalara öncülük eden çalışmalar  da emeği geçen lere teşekkür etmek isterim.  4   Şekil 1: İstanbul Dönüşüm Haritası 8  Haritadaki çeşitli işaretlemelerin tamamı, yukarıda sırala nan dönüşüm süreçlerinin gerçekleştiği/gerçekleşmekte olduğu mekânlar  9   ve bu yazı için   önemli olan,  İstanbul dönüşüm coğrafyasının   kentin bütününe    yayıldığının ve üçüncü köprü ve kuzeye düşünülen  projelerle il  geneline yayılacağının ve bu yayılmayla   şimdiye kadar hazırlanan    bütün metropoliten  planlarla öngörülen ekolojik, ekonomik ve toplumsal koruma / geçiş / teşvik / sübvansiyon v  b. kararları hiçe saydığının, dönüşümü çılgın bir inşaat arsızlığına indirgediğinin altını çizmek  ! D önüşümün boyutları ve yaygınlığı  ile birlikte tek tek projeler bazında    bugüne kadar yapılan araştırmalardan elde edilen yerinden edilmey e, yoksullaşmaya, kamusal alanların kaybediliyor olmasına, yaşayanların karar süreçlerine katıl a mamasına  vb. yönelik  bulgular şöyle bir tespitin yolunu açıyor: İstanbul’da dönüşüm  derken, kapitalist/neoliberal   /küresel    kent bağlamında, iktisadi dönüşümü takiben ya da ona paralel ilerleyen, barınma ve çalışma alanlarımızdan kamusal alanlarımıza bütün kentsel kullanımları sınıfsal bir yeniden değerlendirmeye tabi tutarak değişim değeri üzerinden   dönüştüren bir süreçler toplamından bahsediyoruz  … Bunu da a zman bir sanayi kentinden küresel ekonominin gereklerine geçiş süreci bağlamında, küresel ekonomik krizlerin izleri üzerinden ve bütün bu iktisadi zorunluluklar ve tercihlerle kısıtlanmış iktidarı n mekân üzerindeki gücü çerçevesinde   değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz… Büyüme Ekonomisi ve İnşaat Sektörü   Dönüşümün İstanbul’daki yayılmasını tespit ettikten ve  bu yayılmayla iktisat ve siyasetin ön ilişkilerini kurduktan sonra, AKP’nin tercih ettiği  ekonomi-  politiğin ana siyasaları ve özelinde dönüşümün   sürükleyicileri   olduğunu düşündüğüm büyüme ekonomisi nin tercihi ve inşaat sektörünün lokomotifliğine   dair kısa bir değerlendirme yap mak gerekiyor. Bu çerçevede, Harvey’in çeşitli eserlerinde de rinlemesine incelediği aşırı birikim meselesi üzerinden düşünme k zihin açıcı : Harvey [2004] , özetle; dünya ekonomisinde yaşanan değişmeler aşırı birikim meselesini doğurmuş, yatırımların öncelikli hedeflerinden birisi kentsel topraklar haline gelmiş; bu durum da gayrimenkul ve inşaat sektörlerinin kurumsallaşarak büyümesi sonucunu doğurmuştur  , diyor. Bu tespitin, hem kentsel arazilere 8   Kaynak: “İstanbul’un Kentsel Dönüşüm Haritası ve Gecekondu Mahallelerinde Geliştirilen Kentsel Dönüşüm Projeleri” isimli MSGSÜ BAP projesi ve “Sarıyer Gecekondu Mahalleleri Örneğinde Kentsel Dönüşüm Süreçleri ve Bu Süreçlerin Sosyo - Ekonomik ve Fiziki Etkileri” isimli 110K404 no’lu TÜBİTAK projesi kapsamında hazırlanmıştır.   9   Bu haritanın orijinal haline, katman katman ve farklı başlıklar halinde hazırlanmış haritaların tamamına ve bu haritalama çalışmasına dair bildiri metnine http://istanbuldonusumcografyasi.wordpress.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.    5   yönelik yatırımcı ilgisini, dolayısıyla yukarıda açıklanan haliyle dönüşümün yaygınlığını, hem de yatırımların inşaat ve gayrimenkule kaymasıyla büyüme ekonomisi içerisinde inşaat sektörünün giderek artan önemini açıklayıcı olduğunu düşünüyorum. Dahası, yabancı yatırımcının küreselleşme ile giderek artan dolaşım serbestliğini de bu tespitlere eklediğinizde, bir kentteki inşaat ve gayrimenkul yatırımları ulusal sermayenin sınırlarından da kurtulmuş oluyor. Buradan hareketle biraz rakamların dünyasına girelim ve yabancı yatırımcıların Türkiye’de artan varlıklarıyla başlayalım: Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımlar 1952 yılında 2,2 milyon dolarken, zirve yaptığı 2007’de 22,5 milyar dolara kadar çıkmış 10 . Bunun yaklaşık 10  bin katlık bir artış olduğunu görüyorsunuz. Bu artışı, yarım yüzyıllık dönemde dünya ekonomisinin nasıl farklı bir yapıya büründüğüne ve sermayenin giderek ulus - ötesi hale geldiğine yönelik bir tespit olarak kabul edebilirsiniz. Son döneme baktığımızda da durum farklı değil ve giderek artan bir ivme kazandığını söylemek mümkün; toplam sabit sermaye yatırımları içerisinde doğrudan yabancı yatırımların oranı 2000’de yüzde 0,4’ken, 2007’de yüzde 20’ye kadar yükselmiş durumda. Bu yatırımların, kent toprağına, inşaat sektörüne ve gayrimenkule yönelmesi ise ayrıca incelenmesi gereken bir boyut; inşaat sektörüne yapılan doğrudan yabancı yatırımlar hacmi 2000’de 22 milyon dolarken, zirve yaptığı 2007’de 735 milyon dolar. Yaklaşık 35 katlık bir artış ve bütün sektörler içindeki en yüksek artış oranı. Ama daha önemlisi, hiç üretim sürecine değmeden yapılan gayrimenkul yatırımları; 2011’de yaklaşık 16 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımların 2 milyar doları (%12,5), 2012’de ise 12,4 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımların 2,6 milyar doları (%21) gayrimenkule yönelmiş. Bu rakamlar bize neyi gösteriyor? Ülkenin ekonomisi artık yalnızca ulusal sermaye üzerinden dönmüyor; giderek artan oranda ulus - ötesi sermaye söz konusu ve yine giderek artan oranda bu yatırımlar inşaat sektörüne ve gayrimenkule yöne liyor. Ele almamız gereken ikinci mesele, 4 Nisan 2012’de Akşam gazetesi tarafından tespit edilmiş ve tam da iktisadi göstergelerin siyasetle ilişkilendiği noktaya vurgu yapıyor: “ Siyasette başarı için büyümek gerek  !” Gazeteden aktardığım birinci grafik Türkiye'nin büyüme oranları, ikinci grafik ise AKP’nin aldığı oy oranları… Bu grafikler bize net bir şekilde, Türkiye ekonomisi hızlı büyüdüğünde AKP oy oranının arttığını, kriz sonrası dönemde olduğu gibi ekonomide küçülme yaşandığında ise AKP oy oranının düştüğünü gösteriyor… Bu grafik, artık hemen herkesin bildiği, “  siyasi istikrar ekonomik büyümeyi getirir  ” savı ile 10   Türkiye'de doğrudan yabancı yatırıml arda 2008 sonrasında ekonomik kriz nedeniyle dalgalı bir seyir yaşanıyor. 2012 yılında gerçekleşen değer 12,4 milyar dolar seviyesinde kalmıştır.  
Related Search
Similar documents
View more
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks