Avrupa'da Yükselen Irkçılık: Pegida Örneği/ The Rising Racism in Europe: Example Of Pegida

Please download to get full document.

View again

All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
 16
 
  Soğuk Savaş sonrası dönemde Avrupa Birliği ülkelerinde ırkçı yaklaşımlar yoğun bir şekilde uluslararası arenada yer almaya başlamıştır. Genel olarak yabancı düşmanlığı ve ırkçılık denilince Avrupa'da akla gelen ilk ülke Almanya olmaktadır. Ancak
Share
Transcript
   Akademik  Bakış Cilt 8 Sayı 16Yaz 2015 275 Avrupa’da Yükselen Irkçılık: Pegida Örneği The Rising Racism in Europe: Example Of Pegida M. Nail ALKAN* Özet Soğuk Savaş sonrası dönemde Avrupa Birliği ülkelerinde ırkçı yaklaşımlar yoğun bir şekilde uluslararası arenada yer almaya başlamıştır. Genel olarak yabancı düşmanlığı ve ırkçılık denilince  Avrupa’da akla gelen ilk ülke Almanya olmaktadır. Ancak 2014 yılında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimleri göstermiştir ki bu yaklaşımlar sadece Almanya ile sınırlı değildir. Avrupa Birliği ülkelerinin tamamına yakınında yabancı düşmanlığı ve ırkçılık günden güne artmaktadır. Bugüne kadar ırkçılık İslam karşıtlığı şeklinde Avrupa’daki aşırı sağ siyasi partilerin söylemlerinde gündeme gelmiştir. Bugün söz konusu yaklaşımları Eylül 2014’te oluşan Pegida adlı hareket kullanmaktadır. Bu makalede son dönemde Avrupa Birliği ülkelerinde yükselen yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve ırkçılık bağlamında Pegida hareketi incelenecektir.  Anahtar Kelimeler:  Avrupa, Irkçılık, İslamofobi, Aşırı Sağ Partiler, Pegida.  Abstract  The racist approaches has began to take place on international area intensively after Cold-War period in the European Union countries. Generally, when we think about xenophobia and racism in Europe, Germany becomes the first country that comes to mind. However, the European Parliament Election in 2014 has shown that the racist approaches are not restricted to Germany. Xenophobia and racism are increasing day by day in nearly all the European Union countries. So far, the racism has been raised as a form of Islamophobia in expressions of far-right parties in Europe. Today the movement, which arised in September 2014 and called Pegida, has started to use these approaches. In this article the Pegida movement will be examined in the context of rising Islamophobia, racism and xenophobia in the European countries recently. Key Words: Europe, Racism, Islamophobia, Far-right parties, Pegida Giriş  Avrupa kıtasında özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 21. yüzyılın başlangı-cından itibaren aşırı sağcı partilerin yükselişe geçtiği görülmektedir. Sürecin başlangıcında daha çok Avusturya ve Fransa’da etkili olan bu tehditkâr durum günümüzde neredeyse tüm Avrupa ülkelerini sarmış durumdadır. Birçok ya-zar Avrupa’da aşırı sağcı partilerin yükselişinin nedenini 2008 yılında ABD’de başlayıp dünyaya yayılan küresel ekonomik kriz olarak görmesine rağmen tek nedenin bu olmadığı aşikârdır. Örneğin; İspanya 2008 yılı küresel ekonomik krizinden en çok zarar gören ülkelerden biri olmasına rağmen sağ popülist par-tiler ön plana çıkmamıştır. * Doç. Dr., Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, E-mail:nailalkan@gazi.edu.tr   Akademik  Bakış Cilt 8 Sayı 16Yaz 2015 276 M. Nail ALKAN Buna karşın ekonomik krizden çok da etkilenmeyen Finlandiya ve  Avusturya gibi ülkelerde ise aşırı sağ partiler yükselişe geçmiştir. Bu nedenle işsiz olan ve düşük gelirli kişilerin aşırı sağ partilere oy verdiğini emprik ola-rak kanıtlamak zordur. En genel çerçeveden, tarihsel süreçte incelediğimizde dünyada etkili olan ekonomik krizler ertesinde aşırı sağcı ve ırkçı politikaların yükselişe geçtiği doğrudur ancak küreselleşmeyle birlikte günümüzde yaşanan aşırı sağın yükselişi sadece ekonomik açıdan açıklanacak kadar küçük boyut-ta değil; güvenlikten kültür ve kimlik anlayışına kadar her alandan beslenen bir yapıdadır. Öyle ki konuyla ilgili yapılan analizlerin birçoğunda aşırı sağın yükselişiyle, İkinci Dünya Savaşı ertesinde başlayan Avrupa Bütünleşmesi pro-jesinin tarihindeki en ciddi tehdit ile karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir. Dönemsel Açıdan Avrupa’da Aşırı Sağ Partiler    Aşırı sağ partiler uluslararası arenada kimi zaman ön plana çıkmış kimi zaman sessizliğe bürünmüştür. 1930’lu yıllar aşırı sağ partilerin revaçta olduğu bir dö-nem olmuştur. Bu dönemde aşırı sağ partilerin ortak paydası ekonomik kriz sonrası yaşanan buhran ve Yahudi karşıtlığıdır 1 .  Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında faşist politikaların merkez üssü haline gelmiş Almanya’nın yenilmesi, daha hoşgörülü ve istikrarlı siyasi ya-pıların gelişmesine önayak olmuştur. Savaşın sona ermesiyle birlikte ırkçılık, ülkelerin politika olarak ve siyasilerin de söylem olarak kaçındığı bir yapı hali-ni almıştır. Farklı ekonomik gelişme modellerinin oluşması ve savaşın izlerini silme çabaları aşırı sağcı partilerin bu süreçte uluslararası arenada kendilerine yer bulamamasıyla sonuçlanmıştır. 1950’ler Avrupa’da Birlik düşüncesi etra-fında şekillenirken 1960’lardan itibaren aşırı sağ partilerin Avrupa’da yeniden etkili olmaya başladığı görülmektedir. 1960’lar aynı zamanda göçmenlerin özellikle işgücü olarak Avrupa’ya gelmeye başladıkları döneme denk düşmek-tedir. Soğuk Savaş’ın en etkili dönemi olarak adlandırabileceğimiz bu yıllarda göçmenlere karşı bakış masumane bir şekilde gelişmemiş, göçmenler 1970’li yıllardan itibaren Avrupa’da baş gösteren istihdam sorunlarının, kültürel de-ğişimlerin ve toplumsal memnuniyetsizliklerin kaynağı olan bir unsur olarak görülmeye başlanmıştır. Bu durumun aşırı sağcı partilerin ekmeğine yağ sür-düğü söylenebilir. Zira aşırı sağcı partilerin söylemleri toplumdaki hoşnutsuz-luğun sebebi olarak yabancıları işaret etmiştir. Aşırı sağcı partilerin ayak ses-leri özellikle 1980’li yıllardan itibaren duyulmaya başlanmıştır. Bu dönemde  Avusturya, İsviçre ve İtalya’da koalisyon hükümetlerinin ortağı ya da destekçisi olarak siyasi arenada yer almışlardır 2 . Aşırı sağ partiler yerleşik siyasi partilerin kendilerini görmezden geldiği yılların acısını çıkarırmışçasına günden günde güçlenmeye başlamışlardır. Soğuk Savaş sonrası süreçte kurulan “Yeni Dünya 1 Selcen, Öner; “Avrupa’da Yükselen Aşırı Sağ, Yeni ‘Öteki’ler Ve Türkiye’nin AB Üyeliği”, Ankara  Avrupa Çalışmaları Dergisi Cilt:13, No:1, 2014, s.165.2 Ibid.   Akademik  Bakış Cilt 8 Sayı 16Yaz 2015 277  Avrupa’da Yükselen Irkçılık: Pegida Örneği Düzeni” küreselleşmenin etkisiyle gelişirken dünyada kalıplaşmış anlayışların yıkılmasına vesile olmuştur. Artık bir ülkede yaşanan bir ekonomik kriz sade-ce o ülke ile sınırlı olmamaya, tüm dünya ülkelerini etkilemeye başlamıştır. Toplumsal olarak homojen yapıdaki halklar değişik kültürlerle karşı karşıya kalmışlardır. Algılar değişmeye başlamış, zamanla kendinden olmayanı “öteki-leştirme” eğilimi doğmuştur. En tipik örnekle güvenlik alanındaki yeni anlayış çerçevesinde özellikle Avrupa kıtasında oldukça büyük bir nüfusa sahip olan göçmenler farklı algılanmaya başlanmıştır. Bu durum önce ırkçılığı körüklemiş; ırkçı politikalar ise 11 Eylül olaylarının ertesinde İslamofobi’ye dönüşmüştür.  Avrupa’da aşırı sağ partiler çeşitli sınıflandırmalar içerisinde yer al-maktadır. Üzerinde anlaşılmış ortak bir sınıflandırma kriteri olmaması yanın-da Avrupalı yazarlar tarafından en çok dile getirilen ayrımlardan biri, aşırı sağ partileri neo-faşist kökenli eski partiler ve yeni popülist partiler olarak ikiye ayıran sınıflandırmadır. 3  Yapılan diğer bir sınıflandırma da aşırı sağcı parti ve sağ popülist parti ayrımıdır. Aşırı sağcı partiler ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobiye ilişkin söylemlerini açıkça ifade ederken sağ popülist partiler seçim programlarında açıkça ırkçı söylemlere yer vermemektedir. Tabiri ca-izse milliyetçi politikalarına muhafazakar bir kılıf geçirdikleri görülmektedir. 4   Sağ partiler kendilerini “3. Halk Partileri” olarak tanımlamaktadır. Bu partile-rin hemen hemen tüm sosyo-ekonomik sınıftan gelen destekçileri mevcuttur. Hollanda, Fransa ve İsviçre’de sağ popülist partiler oldukça güçlü, Almanya ve Lüksemburg’da çok zayıf, İrlanda ve İspanya’da ise neredeyse yok durumdadır. 5    Aşırı sağcı ve sağ popülist partiler ekonomik krizler mevcutken dahi, daha çok kültürel ve toplumsal sorunları ön plana çıkarmaktadır. Bu partilere yönelik yapılan eleştirilerin başında ekonomik ve sosyal politika konularına gerekti-ği kadar önem verilmemesi gelmektedir. Diğer taraftan sağ popülist partilerin ekonomik krize karşı sundukları belirli bir strateji olmamasına rağmen ulusal açıdan içe dönme vurgusu ve küreselleşme karşıtlığı söylemlerinin ekonomik politikalara yönelik olduğu belirtilmektedir. 6  Siyasi geçmişi daha uzun olan yerleşik muhafazakar partiler ekonomi politikalarıyla aşırı sağ ve sağ popülist partilerin oylarını kendilerine çekmeye çalışmaktadır. Ancak yerleşik siyasi par-tilerin başarısızlığı aşırı sağ partilerin başarısını beraberinde getirmektedir. 7   Bir toplumda işsizliğin artması, yaşam standartlarının eskiye oranla daha düşük hale gelmesi ve ekonomi politikalarından duyulan rahatsızlık in- 3 Cesáreo Rodríguez-Aguilera, “The Rise of The Far Right in Europe”, IEMD Mediterranean Yearbook, 2014, s. 180. 4 Timo Lochocki, “Rechtspopulismus in Westeuropa Erklärungen für den Erfolg rechtspopulis-tischer Parteien in Westeuropa im Auftrag des Mediendienstes Integration”, Medien Dienst Integration Paper, Mayıs 2014, s. 3. 5 Ibid. 6 Florian Hartleb, “Gegen Globalisierung und Demokratie. Die NPD als eine neue soziale Bewegung im europäischen Kontext?”, Zeitschrift für Parlamentsfragen, 2009, s.115. 7 Lochocki, a.g.m., s. 7.   Akademik  Bakış Cilt 8 Sayı 16Yaz 2015 278 M. Nail ALKAN sanları iktidardaki siyasi partiler dışında yeni bir partiye, politik söyleme, al-ternatif yaklaşım ve çözüme yöneltmektedir. 20. yüzyılın sonlarından itibaren  Avrupa’da etkili olmaya başlayan bu durum bir anlamda aşırı sağcı görüşlerin bir daha uyumamak üzere kış uykusundan uyanmaya başlamasını sağlamıştır. Genel kanı aşırı sağın yükselişiyle sosyo-ekonomik değişim düzeyi arasında kuvvetli bir bağlantı olduğu yönündedir. 8  Söz konusu bu değişimin hızının kişi-lerin tüketim, üretim, eğlence, medya, eğitim, seyahat ve siyaset gibi alanlarda yaşamları üzerinde büyük etkiye sahip olan küreselleşme süreci ile hızlandığı ifade edilmektedir. 9  1990’lı yıllara gelindiğinde aşırı sağ görüşlerin yükselişe geçmesiyle göçmenlere yönelik algılar ırkçılık ve yabancı düşmanlığı söylemle-rine kaymaya başlamıştır. Almanya’da 1992 yılında 3 Türk’ün öldüğü Mölln ve 1993 yılında 5 Türk’ün öldüğü Solingen faciaları bu süreçteki en tipik örnekler-dendir. Göçmenlerin dahil oldukları toplumsal sisteme entegre olamamaları sonucu ortaya çıkan güvensizlik duygusu yabancı düşmanlığı söylemlerinin temelini oluşturmuştur. 2000’li yıllara dünya milenyum çağı olarak girerken  Avrupa kıtası ırkçılık sorunlarıyla girmek zorunda kalmıştır. Milenyum Çağı’nda Irkçılık ve İslamofobi 2000’li yılların başında Avrupa’da ırkçılık dendiği zaman akla gelen ilk isim  Avusturyalı Jörg Haider’dir. Haider’in başkanı olduğu Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ- Freiheitliche Partei Österreichs) 1999 yılındaki seçimlerin ar-dından %27 oy oranıyla hükümet ortağı olmuştur. Haider, ırkçılık ve yabancı düşmanlığını körükleyen söylemleriyle tanınan bir siyasetçi olması nedeniy-le başta Avrupalı ülkeler olmak üzere dünyanın tepkisini çekmiştir. Çünkü bu döneme kadar hiçbir Avrupalı siyasetçi ırkçı söylemleri bu kadar açıkça dile getirmemekteydi. Ayrıca Haider’in Adolf Hitler gibi Avusturyalı olması yanında Hitler’in politikalarına sempati duyması ve daha birçok özelliği Avrupa kıta-sında kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına ve Haider’e karşı sert tepkilerin doğmasına neden olmuştur. Tüm Avrupa, Haider’in liderliğindeki Avusturya Özgürlük Partisi’nin, Hitler liderliğindeki Nasyonel Sosyalist Parti’ye dönüş-memesi için büyük çaba göstermiştir. Verilen şiddetli tepkiler sonucu Haider istifaya mecbur bırakılmıştır. Irkçı söylemlerle gündem yaratan diğer tipik bir isim de Jean-Marie Le Pen’dir. Le Pen’in 2002 yılında Fransa’da yapılan cum-hurbaşkanlığı seçiminde sol parti adayını geçerek ikinci tura kalması Avrupa’yı Haider’den sonra bir kez daha sarsmıştır. Bu beklenmeyen sonuç bir anlamda  Avrupa’da ırkçı söylemlerin halktan da destek bulduğunu kanıtlamıştır. ABD’de yaşanan 11 Eylül olayları yabancı düşmanlığı ve ırkçılık sorunun daha da şid-detlenmesine neden olmuştur. Tabi burada değinilmesi gereken esas nokta yabancı düşmanlığı söyleminin daha çok Müslümanlara yönelik düşmanlık 8 Montserrat, Guibernau, “Migration and The Rise of The Radical Right”, Policy Network Paper, Mart 2010, s.5. 9 Ibid.   Akademik  Bakış Cilt 8 Sayı 16Yaz 2015 279  Avrupa’da Yükselen Irkçılık: Pegida Örneği halini almaya başlamasıdır. Özellikle Avrupa’daki Müslümanlar kendilerine yönelik oluşan olumsuz havadan oldukça etkilenmişlerdir. Avrupa’daki siyasi partiler İslamofobiyi bir seçim malzemesi şeklinde kullanarak ve konuyla ilgili ağır söylemler ile adeta ateşe körükle gitmişlerdir. 11 Eylül olayları öncesinde de ABD ve Avrupa ülkelerinde İslamofobi eğiliminin olduğu ifade edilebilir ancak 11 Eylül ile yaşananlar bu konuda bir kırılmaya yol açmış, yeni gelişmeleri beraberinde sürüklemiştir. 10  11 Eylül ertesinde siyasilerin söylemlerinin daha da sertleşmesi ve güvenlik politika-larında Müslümanları hedef alan bir yaklaşım içerisine girmeleri daha önce Müslümanlara karşı önyargısı bulunmayan insanlarda bile bir önyargının doğ-masına neden olmuştur. 11  Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişi de bu duru-ma eklenince ırkçılık gibi İslamofobi de önüne geçilemeyen bir hızla Avrupa kıtasına iyice yayılmıştır. Özellikle aşırı sağ partiler kendi propagandaları için ırkçılık kadar İslamofobiyi de kullanmışlardır. 2004 yılında Madrid’de banliyö trenlerinde ve 2005 yılında Londra Metrosu’nda bombaların patlaması, kendi-lerini radikal İslamcı 12  olarak adlandıran terörist gruplar tarafından üstlenilince  Avrupa’da İslomofobi daha da artmıştır. Avrupa’da kimi zaman aşırı sağcı parti liderlerinin söylemlerinde kimi zaman toplumda Müslümanlara yönelik önyar-gılarla ortaya çıkan İslamofobi Danimarka’da karikatür krizi ile kendini bir kez daha göstermiştir. 30 Eylül 2005 tarihinde Danimarka’da yayın yapan Jyllands-Posten isimli gazete, Hz. Muhammed’i tasvir eden karikatürler yayımlamıştır.  Aynı karikatürler 2006 yılının başında İsveç, Norveç, Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Hollanda gazetelerinde de yayımlanmıştır. Tüm dünyada tep-kiyle karşılanan bu duruma rağmen Avrupalı yetkililerin sağduyulu davranmak yerine olayı iyice körükleyecek bir tutum takındıkları görülmüştür. 2005 yılın-da Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığını İzleme Merkezi (EUMC- European Monitoring Centre on Racism and Xenophobia) tarafından yayınlanan “Avrupa Birliği’nde Müslümanlar: Ayrımcılık ve İslamofobi” adlı raporda Müslümanların sözlü tehditlerden fiziksel saldırılara kadar değişen İslamofobi eylemlerine ma-ruz kaldıklarına, Müslümanlara karşı düşmanlığın daha geniş kapsamda, göç-menlere ve azınlıklara yönelik yabancı düşmanlığı ve ırkçılık bağlamında, ele alınması gerektiğine dikkat çekilmektedir 13 . Daha karikatür krizinin etkileri geç- 10 Levent Baştürk, “5 Soruda İslamofobinin Nedeni ve Yükselişi”, http://www.yeniakit.com.tr/ haber/5-soruda-islamofobinin-nedeni-ve-yukselisi-50689.html, 4 Şubat 2015 (Çevrimiçi), Erişim Tarihi 03.03.2015.11 Ibid. 12 Radikal İslamcılık, tek kutuplu hegemonik dünya düzenine karşı bir tepki olarak ortaya çıkan bir ideolojik çatışmanın tarafıdır. Bkz., Mehmet Seyfettin Erol ve Emre Ozan “İdeoloji ve Dış Politika”, Dış Politika Analizinde Teorik Yaklaşımlar: Türk Dış Politikası Örneği, (ed.) Ertan Efegil ve Mehmet Seyfettin Erol, Ankara: Barış Kitabevi, 2012, s. 356.13 Ayrıntılı bilgi için bkz:” EUMC Annual Report, “Racism and Xenophobia in the EU Member States”, http://fra.europa.eu/sites/default/files/fra_uploads/103-ar05p2en.pdf, 2005.
Related Search
Similar documents
View more
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x